Test

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, tarımın geleceğini konuşmak ve sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla; Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Akdeniz İhracatçılar Birliği (AKİB), Mersin Ziraat Odası, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi ve TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Mersin Şubesi iş birliğinde bu yıl 5.’si düzenlenen ‘Üretmezsek Tükeniriz’ konferans serisinin ‘Jeopolitik Kırılmaların Eşiğinde Tarımın Geleceği’ başlıklı programına katıldı.

Konferansta alanında uzman isimler; Finans Gazetecisi Açıl Sezen, Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat ve Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım konuşmacı olarak yer aldı. Dünyada yaşanan gelişmelerin tarım ekseninde değerlendirildiği konferansta; tarım kenti Mersin’in durumu, tarımdaki sorunlara çözüm önerileri ve tarımın geleceği konuşuldu. Paydaşların iş birliğinde verimli bir konferans serisinin oluşması takdir edilirken, kurumlar arası iletişimin kentteki gücüne dikkat çekildi.

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen konferansa; Başkan Seçer’in yanı sıra; siyasi parti temsilcileri, tarım, ziraat, ticaret, sanayi, gıda ve hayvancılık alanındaki oda, birlik, konsey, kooperatif ve dernek başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri, Meclis üyeleri, muhtarlar, Mersin Büyükşehir Belediyesi bürokratları ve üreticiler katıldı.

Başkan Seçer: “Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta kaybettiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum”

Konuşmasına Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanılan okul saldırılarında yaşamını yitirenleri anarak başlayan Başkan Seçer, “Kaybettiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bu konu dileklerle, temennilerle geçiştirecek bir konu değil. Çok önemli bir sosyal sorunla karşı karşıya olduğumuzu da görmemiz gerekiyor. Sadece orada bir çocuğun, dengesini yitirmiş bir aklın ortaya koyduğu bir olay değil. Dünyadaki gelişmelerin, bunun ülkemize yansımalarının, parlamentonun çalışmalarının, çıkartılan yasaların, iktidarın bu konu karşısındaki tutumunun bir kez daha gözden geçirilmesi gerektiğini, yöneticilerin özellikle sosyal meselelerde çağımız gerçekleriyle hareket etmesini temenni ediyorum” sözlerine yer verdi.

“Tarım denilince akla Mersin gelir”

Tarım denilince akla Türkiye ve Türkiye’de de Mersin’in geldiğini söyleyen Seçer, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir tarım ülkesi olarak kurulduğunu, gelişmelerle sanayi ve teknolojiye de yatırımların artırıldığını ancak tarımsal anlamda Türkiye’nin biraz gerilediğini belirtti. Tarımın, Gayri Safi Milli Hasıla’da (GSMH) payının diğer sektörlere göre çok düşük olduğunun altını çizen Seçer, “Tarımın payı, yüzde 10-12’lerden, 5-6 seviyelerine geriledi. Türkiye’nin cirosunda tarımsal üretimin payı rakamsal olarak düşük olabilir ama tarım Türkiye’nin önemli bir milli güvenlik meselesi haline geldi” dedi. Tarımın aynı zamanda önemli bir sosyal sektör de olduğunu vurgulayan Seçer, “Her 4 kişiden 1’inin geçindiği, direkt ya da dolaylı olarak çalıştığı, evinin rızkını çıkarttığı bir sektörü elinizin tersiyle itemezsiniz, ‘Olursa olur, olmazsa olmaz’ bir sektör olarak değerlendiremezsiniz” diyerek, tarım konusunda da çağa ayak uydurarak sanayi ve teknoloji ile bütünleştirmek gerektiğini söyledi.

“İyi sanatçılar, bilim insanları yetiştirebilmemiz için kendi kendine yeten bir ülke olmamız lazım”

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ sözünü hatırlatan Seçer, “Bu düsturla elbette ki çocuklarımıza iyi eğitim verdireceğiz, iyi bilim insanları, mühendisler, şairler, sanatçılar yetiştireceğiz. Çünkü dünyada bizi maruf yapacak, dünyada bizi tanıtacak olan bunlardır. Ama bütün bunların olabilmesi için de kendimize yeten bir ülke, karnımızı doyurabilecek bir üretimin olması lazım. Jenerasyonların sağlıklı devamı için bir tarımsal üretimin ve güçlü bir gıda sektörünün olması lazım” diyerek bunlar olmazsa güçlü bir toplumun var olamayacağını söyledi.

“İktidarlar dünyadaki gelişmelere yönelik önlemler almazsa tarım gibi hayati sektörler devam edemez”

Dünyada yaşanılan gelişmelerin Türkiye’yi etkilediğini ve bu gelişmelere önlemler alınmasının önemli olduğunu ifade eden Seçer, “Jeopolitik kırılmalar, savaşların etkileri ve savaşlar dolayısıyla alınan kararlar oluyor. Bu üretimi ve lojistiği etkiliyor. İran, İsrail ve Amerika savaşında Hürmüz Boğazı’nın yarattığı tehditler nedeniyle petrol geçiş yapamadı, fiyatları arttı. Petrol demek hayatın ta kendisi demek. Su nasıl hayatın ta kendisiyse; yaptığımız tarımsal üretim, domates, buğday, mısır, meyve aklınıza ne gelirse hayatın ta kendisi ise şu anda da enerji böyle” diyerek, petrol fiyatları nedeniyle her sektörün etkilenmesinin yanı sıra belediyelerin, devletlerin dahi maliyetlerinin arttığını vurguladı. İktidarların bu gelişmeleri öngörüp önlemler alması gerektiğini hatırlatan Seçer, önlem alınmazsa tarım gibi hayati sektörlerde üretimin devam etmesinin mümkün olmayacağını söyledi.

“Mersin’in yüzde 20’si tarımsal üretime uygun”

Mersin’in yüz ölçümünün yüzde 20’sinin tarıma uygun olduğunu ve bunun yaklaşık 3 milyon 330 bin dönüme denk geldiğini ifade eden Seçer, “Bunun yarısı da sulanabiliyor. Su demek ürün fazlalığı, ürün artışı ve kalite artışı demek. Anamur’a gidin, orada tropikal meyve yetiştirin, Tarsus’a gelin incir, zeytin yetiştirirsiniz, Mut’ta kayısı var, aşağı ovaya inersiniz örtü altı domates ve biber var. Allah daha ne verecek güzel Mersinime? Her şeyi yapabiliriz” dedi.

“Tarıma bu yıl yüzde 71 artışla 367 milyon TL ayırdık”

‘Çalışırsak elimizden hiçbir iş kurtulmaz’ anlayışıyla çalıştıklarına dikkat çeken Seçer, çiftçi ve ziraatçı olduğuna da değinerek, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine geldiği günden bu yana bu gerçekle belediye başkanlığı yaptığına dikkat çekti. Büyükşehir tarafından tarımsal desteklere ayrılan bütçenin ciddi oranda artırıldığını belirten Seçer, “Geçtiğimiz yıl 215 milyon destek bütçesi ayırmıştık, bu yıl yüzde 71 artışla 367 milyon TL ayırdık. Oysa bizim kümülatif bütçemizde bu kadar artış olmadı. Bir önceki yılın bütçesine göre Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 30 civarında artışı oldu. Ama tarımsal destekler farklı. Çünkü girdi fiyatları her geçen gün artıyor” dedi.

“Tarım destekleri bizim için sosyal politikadır”

Büyükşehir’in, sosyal politikalar konusunda tüm Türkiye’de adından söz ettirdiğine dikkat çeken Seçer, “Bunu sadece biz söylemiyoruz, Türkiye söylüyor. Türkiye’deki yerel yönetimler Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal politikalar konusundaki başarılarını biliyor ve iş birliği yapmak istiyor. Biz de bunu memnuniyetle gerçekleştiriyoruz” diye belirtti. Konuşmasına; “Tarım destekleri bizim için sosyal politikadır” şeklinde devam eden Seçer, iktidar tarafından belediyelere yöneltilen ‘Herkes kendi işini yapacak’ eleştirilerine de yanıt vererek, “Üreticilerden bir örnek vereyim; her yıl bizden onlarca kilometre HDPE ve çelik boru talebi oluyor. Siz bunu devletin farklı kurumlarından karşılayabiliyorsanız neden bizden talepte bulunasınız. Demek ki böyle bir boşluk var. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin tarım konusunda destek oranı her geçen gün katlanarak artırıyorsa, bu talepten ve ihtiyaçtan kaynaklıdır” ifadelerine yer verdi.

“Zirai donda da yurttaşlarımızın yanında olduk”

Geçtiğimiz dönemde yaşanan tarımsal ve zirai don olayını hatırlatan Seçer, Büyükşehir ekiplerinin sahaya inerek, tespitler ve bütçe hesaplamasını yaptığından söz ederek, tarımsal ve zirai dondan zarar gören yurttaşlara gerekli malzeme desteği yaptıklarını ve yaraları sardıklarını söyledi. Yine geçtiğimiz günlerde kırsal bölgelerde yaşanan yağışlara da dikkat çeken Seçer, “Yıllardır hiç böyle yağış olmamıştı. Çukurova’da 50 yıldır böyle bir yağış rejimi olmadı ama bu sefer oldu. Tabandaki su seviyesi yükseldi, nehirler, dereler dolu dolu akıyor. Artezyenler, yaptığımız sondajlar önceden 50 metreden çıkıyorsa, şimdi 5 metreden çıkıyor. Bunlar iyi ve güzel. Su olacak ki üretim olacak” dedi.

İktidara da seslenen Seçer, belediyelerin ve belediye başkanlarının halka en yakın kurumlar olduğuna dikkat çekerek, belediye başkanının da halkın desteği ve oyuyla gelmiş siyasetçiler olduğunu kaydetti. Seçer, “Yurttaşın başı ya da dişi ağrırsa belediye başkanı bilir. Tarımcının, esnafın sorunu olur; hangi sektör olursa olsun o sorunlarla yüzleşmek, onlarla baş etmek zorundadır ve onlara destek olmak zorundadır. Her şey Ankara’dan olmaz. Şimdi tam tersi yapılıyor, yerel yönetimlerin yetkileri kısıtlanıyor. Gönül ister ki yerelden yönetim daha güçlensin. Yasalar düzenlensin. Elbette eksik ya da açık kalan benim de eleştirdiğim mevcut belediyeler kanunu ile yerel yönetimler kanununun çok eksiği olabilir ama belediyeler daha güçlü olacak. Belediyelerimize güveneceğiz” ifadelerine yer verdi.

Belediye başkanlarının halkın seçtiği ve partisinden öte çoğu zaman ismine, hizmetine oy verdiği, güvendiği ve saygı duyduğu isimler olduğunun altını çizen Seçer, “Onun için belediyelerin daha çok güçlenmesi lazım. Belediyelerin her tarafa eli uzanabilir” dedi. Üreticilere vermiş oldukları desteklerden dolayı Seçer salonda alkışlandı ve bunun üzerine “Bana karşı olan şefkatinizden, sevginizden, saygınızdan dolayı Allah sizden razı olsun. Sizlere layık olabiliyorsam, sizlerin başını öne eğdirmiyorsak ne mutlu bize” diye konuştu.

“Arıcıdan balıkçıya, çiftçiden yetiştiriciye kadar herkesi biliyor ve destekliyoruz”

Büyükşehir olarak her alanda ve sektörde tarım desteğini devam ettireceklerini kaydeden Seçer, “Arıcıyı da Akdeniz’de balıkçılık yapan balıkçı kardeşimizi de Toroslar’ın tepesinde kıl keçisi yetiştiren Yörük Fatma’yı da ovada inek güden Ayşe’yi de biliyoruz. Bu şehirde her şey var.  Çok şükür bizde de imkanlar var. Yem, sulama borusu, fide-fidan ve hayvan desteği vereceğiz” ifadelerine yer verdi. ‘Hadi Gel köyümüze Destek Verelim’ projesinin muazzam bir proje olduğuna değinen Seçer, projenin 6. yılının bittiğinden söz ederek, “9 bin damızlık küçükbaş hayvan dağıtıldı. Her yıl sermayesi olmayan, hayvancılığı bilmeyen 60 aile işletme sahibi oldu ve çark kendiliğinden dönüyor. Bunun gibi projelere ihtiyacımız var. Bu destekler seçimden seçime ya da oy için değil. Gerçekten o kent ve o bölge için uygun olan, sürdürülebilir olan, insanlara sürekli ekmek getirebilecek, kazanç kapısı olabilecek projeleri Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çalışması lazım” diyerek hizmetlerin oy için değil, yurttaşlar için yapılması gerektiğine değindi.

Çakır: “Tarım artık sadece üretim değil; stratejik bir güç alanı haline geliyor”

MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır ise konuşmasında, bu yıl 5.’si düzenlenen ‘Üretmezsek Tükeniriz’ konferans serisinin ‘Jeopolitik Kırılmaların Eşiğinde Tarımın Geleceği’ başlıklı programında artık sadece tarımı değil; tarımın geleceğini ve gıdanın kaderini de konuşacaklarının altını çizerek, meselenin sadece Türkiye’nin meselesi olmadığına değindi. Tarımın sadece bir sektör değil, bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu da kaydeden Çakır, Akdeniz havzasında yer alan diğer ülkelerin de benzer risklerle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek ortak akıl ile üretimi işaret etti. Sürdürülebilir tarım modelinde Mersin’in bu dönüşümün öncüsü olabileceğini kaydeden Çakır, “Toprağıyla, iklimiyle, üretim kültürüyle ve lojistik gücüyle bu şehir sadece üretimin değil, akıllı ve planlı tarımın merkezi olabilir. Bunun için birlikte hareket etmek zorundayız. Bizler üretimin sürdürülebilirliği, üreticinin korunması, tarımın geleceğe hazırlanması için bu sürecin takipçisi olacağız. Çünkü biliyoruz ki; üretmezsek tükeniriz ama israf edersek de kaybederiz. Plansız üretirsek de geleceğimizi riske atarız” dedi ve organizasyonda emeği geçen kurumlara teşekkürlerini iletti.

Alanında uzman isimler, jeopolitik gelişmeler bağlamında tarımı konuştu

Açılış konuşmalarının ardından başlayan ve moderatörlüğünü Ali Ekber Yıldırım’ın yaptığı konferansta, alanında uzman isimler Açıl Sezen ve İrfan Donat konuşmalarını gerçekleştirdi. Konuşmalar öncesinde geçmiş yıllarda düzenlenen ‘Üretmezsek Tükeniriz’ konferanslarından söz eden Ali Ekber Yıldırım, çeşitli yönlerden tarımın ele alınmasının önemine değindi. Ülkedeki ekonomik gelişmeleri hatırlatan Yıldırım; tarımın geleceğini, çiftçilere yansıyan etkileri ve tarım kenti Mersin’in durumunu değerlendirdi. Açıl Sezen konuşmasında; ilk defa sadece tarım odaklı bir toplantıda ekonomiyi, ülkede ve dünyadaki gelişmeleri yorumlayacağını vurgulayarak günümüz şartlarının değerlendirmelerini yaptı. Türkiye’nin geleceğe hazırlanmak zorunda olduğunun altını çizen Sezen, özellikle jeopolitik kırılma döneminde yeni üretim modellerinin ve üreticilere desteklerin önemini anlattı. Üretimin, pazarın ve tedarik zincirinin zenginleştirilmesi gerektiğine değinen Sezen, yerel yönetimlerden merkezi hükümete kadar her kademenin üreticilere destekte bulunması gerektiğini vurguladı.

Ali Ekber Yıldırım’ın tarımda son yıllardaki gelişmeler, enerji sistemleri ve tedarik zincirleri hakkında sorusu üzerine konuşan İrfan Donat ise; son 30 yılın meteorolojik verileri ışığında iklim etkisinin tarım üzerindeki etkilerini detaylandırdı. Çiftçilerin girdi maliyetlerine değinen Donat, özellikle Orta Doğu coğrafyasında yaşanan savaşlar sonrasında yaşanan maliyet artışlarını üreticiler açısından değerlendirdi. Mersin kapsamında konuşan Donat, lojistik açısından avantajlar söz konusu olsa da üreticilerin katlanan maliyetlerle yüzleşmek zorunda kalacağının altını çizdi. Yeni üretim modellerinin çağa ayak uydurmaya başlayacağını söyleyen Donat, teknolojik gelişmelere adaptasyonun gerekliliğinden söz etti. Mersin’in gelişmiş bir kent olduğunu belirten Donat, üretim kadar katma değerin de önemli olduğuna değinerek markalaşmanın da kent için kritik olduğunu söyledi.

Soru cevap bölümü ile devam eden konferansta, katılımcılar sorularını uzmanlara yönelttikten sonra, Büyükşehir tarafından kendilerine sağlanan tarımsal destekler için de teşekkürlerini ilettiler. Program toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Muhabir: Walaa Hamza

Önceki Haber Mersin Büyükşehir'in 'tarsusi Yöresel Yemek Hikayeleri' Projesi Tüm Hızıyla Sürüyor
Sonraki Haber Mersin'de İklim Risklerine Karşı Ortak Akıl: Clımaax İklim Risk Analizi Çalıştayı Düzenlendi

Yorum Yap