Bu yıl 12’ncisi düzenlenen Malatya Kitap Fuarı etkinlikleri çerçevesinde, “Jeopolitik Önemi Bakımından Terörsüz Türkiye Vizyonu” konulu bir seminer gerçekleştirildi. Kent Konseyi Genel Sekreteri Dr. Hasan Batar’ın moderatörlüğünü üstlendiği programa, AK Parti Grup Başkan Vekili ve Sivas Milletvekili Abdullah Güler ile AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan konuşmacı olarak katıldı.
Seminerde, Türkiye’nin terörle mücadelesi jeopolitik gelişmeler, uluslararası ilişkiler ve bölgesel güvenlik ekseninde masaya yatırıldı.
Terörsüz Bölge Vurgusu
Panelde ilk olarak söz alan AK Parti Grup Başkan Vekili Abdullah Güler, Türkiye’nin tarihsel birikimi ve coğrafi konumunun stratejik önemine dikkat çekti. Terörle mücadelenin bölgesel gelişmelerden bağımsız ele alınamayacağını belirten Güler, Türkiye'nin uzun yıllardır terör nedeniyle ağır bedeller ödediğini vurguladı. Güler, "Kaybettiğimiz evlatlarımız, polislerimiz, askerlerimiz, şehitlerimiz için yaşatılan bu acıların bir daha yaşanmaması adına devlet olarak, yönetici olarak ciddi ve kararlı bir yol izlememiz gerekiyor" dedi.
Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde güvenli bir liman haline geldiğini ifade eden Güler, yalnızca kendi güvenliğini değil, komşu ülkelerin güvenliğini de önceleyen bir politika izlediklerini kaydetti. Güler, "Terörsüz Türkiye dedik ama ikinci cümlemiz terörsüz bölge. Komşularımızdaki istikrar bizim için önemli. Çünkü terör bunca zaman istikrarsızlaştırılmış ülkelerde taban bularak ülkemizi sardı" ifadelerini kullandı.
Küresel Kırılmalar ve Türkiye'nin Yeni Dönemi
Seminerde konuşan AK Parti Malatya Milletvekili Prof. Dr. Abdurrahman Babacan ise sürecin uluslararası ilişkiler, savunma sanayisi, enerji, ticaret ve lojistik politikaları üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Dünya siyasi tarihinde üç temel kırılma dönemi bulunduğunu ifade eden Babacan, bu süreçleri Soğuk Savaş dönemi, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle 90'lı yıllarda yaşanan değişimler ve 2010'lu yıllardan itibaren Orta Doğu'da şekillenen yeni dengeler olarak sıraladı.
Türkiye'nin dış politika ve güvenlik anlayışındaki dönüşümün 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra hız kazandığını belirten Babacan, bu tarihi bir milat olarak değerlendirdi. Güvenlik yaklaşımının yalnızca askerî operasyonlarla sınırlı kalmadığını; sanayi, enerji, madencilik ve lojistik alanlarını da kapsayan çok yönlü bir stratejiye evrildiğini dile getirdi.
Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon rezervleri, Afrika ile geliştirilen ekonomik ilişkiler, Libya ve Irak'taki gelişmeler ile Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun yürüttüğü çalışmalara da değinen Babacan, Türkiye'nin değişen uluslararası koşullara karşı çok boyutlu bir hazırlık süreci yürüttüğünü sözlerine ekledi.